Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Arşivden

Cizreliler intikam gününü bekliyor

Amed'in Dicle Üniversitesi'nde öğrencilik ederken, öğrenci yurdunda birlikte kalırdık Serxwebûn’la. Yurdun geleneksel bol aksiyonlu boykotlarında, üniversitenin günaşırı eylemlerinde selamlaşır, birlikte slogan atardık. Sonra yollarımız ayrıldı; onunki, koca bir ateşin içine düştü. Yıllar sonra yeniden sesini duyduğunda, bu, tuhaf bir his olarak saplanıyor insana.
En son yayınlar

Karlı bir gün hikâyesi ve Zeynel Kahraman

“Dünyada ihtilallere yol açan hareketler, bir dağ köylüsünün gönlündeki düş ve vizyonlardan kaynaklanır. Onlar için yeryüzü, bir sömürü alanı değil, bir yaşam alanıdır.” James Joyce
Kar yağmak üzere kentlerimize, gerçi şanslı değilsek pek göremiyoruz da. Ama yine de gelin, bir karlı gün hikayesi anlatayım bu hafta. Belki yoğun gündemde bir solukluk ara da olur.

‘Kimliklerimizi de iptal edin aşağılık herifler!’

Dicle Haber Ajansı (DİHA), Jin Haber Ajansı (JINHA), Azadiya Welat gazetesi, Evrensel Kültür ve Tîroj dergileri ile Yüksekova Haber gibi internet sitelerinin de aralarında olduğu 15 medya kuruluşunun kapatılmasını, aralarında bin 267 akademisyenin de olduğu kamu görevlilerinin ihracını, üniversitelerdeki rektörlük seçimlerinin kaldırılarak yetkinin tümden cumhurbaşkanına devredilmesini de içeren son KHK ardından ‘mağdurlardan’ yükselen ilk tepkilerin çoğu, hiç de ‘mağdur’ değildi. 

Yağmur Atsız, 'günlerimiz' ve söz'ün cenazesi

Edebiyatın nevi şahsına münhasırlığı bahsinde ismi anılacakların başında gelenlerden biri, belki de Yağmur Atsız'dır. (Olur a, kazara okumaya yeltenir, hiç değilse birinci fasılda zât-ı âlisinin de hoşuna gidecek bir dil frekansından devam edelim.) 

'Darağacındaki varlığımız' ve PKK

"Onların babaları, gölgelerde yaşayan o yaratıklar, sizin yarattıklarınız, ölü canlardı; onlara ışık veren sizdiniz, onlar yalnızca size hitap ederlerdi ama siz bu zombilere cevap vermeye tenezzül etmezdiniz. Onların oğulları sizi görmezden geliyor. Onları ısıtan ve aydınlatan ateş size ait değil." *

'Oda'yı savunmak için

Babam uzun süreliğine uzaklardaydı; küçücük bir odası vardı, o gittiğinden beri kapısı doğru düzgün açılmayan. Bir şey bulamıyordum orada; rutubetten dökülmüş duvarında birkaç tuhaf resim, koca bir kitaplık, bir masa-sandalye, bir de teyp ve kasetler. Babam o odada bazı günler saatlerce nasıl dayanıyordu acaba?

ÇEVİRİ: “İnsanları döner etiyle eşitliyorlar ve özür dilemiyorlar”

Jasmin Siebert*
Süddeutsche Zeitung, 23 Kasım 2017

Mölln, Solingen ve Rostock-Lichtenhagen, yabancı düşmanı kargaşanın sembolü haline geldi. 25 yıl önce, 23 Kasım 1992’de 10 yaşındaki Yeliz Arslan, kuzeni 14 yaşındaki Ayşe Yılmaz ve büyükanneleri 51 yaşındaki Bahide Arslan, Mölln’deki evlerinde yakıldı. İki Neo-Nazi, Molotof kokteyli atmıştı. İbrahim Arslan, o günlerde 7 yaşındaydı ve saldırıdan ıslak bir çarşafa sarılarak sağ kurtuldu. O, yıllardır sempozyumlara ve okullardaki sunumlara katılıyor ve ırkçılık ve ayrımcılık kurbanlarının sesini taşıyor. Bu yıl ise Arslan, “Demokrasi ve Hoşgörü Elçisi” olarak onurlandırıldı.

Kürt'ün heybesi ve 15 Ağustos 1984