Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Doğan Tayboğa: Kürt hiç çocuk olur mu?

Doğan Tayboğa… 13 yaşında, öfkesi kendinden büyük bir çocuk… Babası Güney Kürdistan’da işçi, anası Van’da ırgat… Kendisiyse, Şırnak’ın Silopi’sinde dondurma satıyor(du).

İYİ SEYİRLEER, SAYIN SEYİRCİLEERR!!!

Farkında mısınız, yoksulluk yüzünden canına kıyanlarla ilgili haberler artık daha az verilir oldu. Yoksa devasa ekonomik büyümemizin bir sonucu mu? Artık kimse canına kıyacak kadar yoksullaşmıyor mu yoksa? Hadi canım!





Anti-Prêze 4: Gidenlerin Ardından, Ayın Qirix'i

NOT: Bu yazı, bir karışıklıktan dolayı dergiye ulaşmadığından bu sayıda yayımlanamamıştır.

Diyarbekir’in bir Xançepek’i vardır. Nam-ı diğer, Gâvur Mahallesi…
Xançepek, kara taşlarla yapılmış mimarî harikası tarihi evlerin çevresine serpilmiş yığınla özensiz, yoksul gecekondudan müteşekkildir. Yanıbaşından ise, Diyarbekir’in meşhur surları geçer. Surun bir kapısından dışarı adımınızı atarsanız, ucu ufuk çizgisiyle birleşen Hevsel Bahçeleri karşılar sizi. Fakat tam bu surada yüzünüzü sağa çevirirseniz, Sur dibinde meclislerini kurmuş “haşhaşî” keyfçilerle karşılaşırsınız. Steril elleriniz terleyiverir; Hevsel Bahçeleri’ni yüz üstü bırakır, çeker gidersiniz.

Garip, çok garip...

Garip bir hayata atılmışız; çok, çok garip…

Yaşıyor olmak, su içmek, nefes almak, görmek, dokunmak, keyiflenmek, ağlamak, gülmek, sevişmek, değişmek ve değişmek… Nefret etmek, hınçlanmak, kıskanmak, hırslanmak da garip…

Z a m a n ın bizi ezerek ve düzerek akıp gitmesi de garip.

Bir Allah’ın yaratmaması da, yaratması da…

Garip bir hayatın içine atılmışız; çok, çok garip…