Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

"Ölü mü denir şimdi onlara"*

“Bilmek acı çekmektir. Ve bildik; Karanlıktan çıkıp gelen her haber Gereken acıyı verdi bize: Gerçeklere dönüştü bu dedikodu, Karanlık kapıyı tuttu aydınlık, Değişime uğradı acılar. Gerçek bu ölümde yaşam oldu. Ağırdı sessizliğin çuvalı.”
P.Neruda

KESÊ KU MIN DIBIHIZÊ HEYÊ!?*

“Van’da deprem oldu; enkaz altından faşizm çıktı” Böyle diyordu Twitter’da bir dost. Gerçekten de, Van’daki depremden sonra memleketin, halkın ne hale geldiği; psikolojik bölünmenin ve dâhi çürümenin ne boyutlara ulaştığı ayan beyan çıktı ortaya.
Yine, sonda söyleyeceğimizi baştan söyleyelim a dostlar, dost kalabilenler… Selahattin Demirtaş’ın dediği gibi tıpkı, artık bu ülke halkını ikiye ayırmalı: “İnsan kalmayı başarabilenler” ve “insanlıktan çıkanlar”… İşte o insanlıktan çıkanlar yüzündendir ki, artık Kürt’e Batı’daki herhangi bir ilde yaşamak, zulüm gibi görünmektedir. İşte onlar yüzündendir ki, Kürt halkının bazı kesimleri artık “Ne halkların kardeşliği ulan! Böyle kardeşlik mi olur!” diyebilmektedir.

Dengbêj Seyîtxanê Boyaci'nın stranı, havarı...

Dengbêj Seyîtxan Boyaci'yı birkaç keredir Diyarbekir'in “Mala Dengbêjan” (Dengbêjler Evi) ında görüyor; hayranlıkla dinliyordum.
Bu hayranlığımı anlamış olmalı ki, dün yanından geçerken tuttu kolumdan. Önce "güzel günler göresin, güzel yaşayasın" gibi iyi dileklerde bulundu. Sonra, sanki hikayesini anlatmak istiyormuş gibi, "internete gir, Seyîtxan Boyaci yaz, çıkan yazıyı oku" dedi.
Meğer bakmak yetmiyormuş, tanımak için. Bağrından yükselen yanık sese kulak vermek de yetmiyormuş. Daha içeriye, bir ömrün izdüşümüne bakmak gerekiyormuş, görüleni ve duyulanı anlamak için...
Tekrar gideceğim Xalê Seyitxan'ın yanına. Ve RED'in gelecek sayısında, onu dinleyeceğiz hep birlikte. Şimdi önce, bana bahsettiği yazıyı paylaşmak istiyorum sizlerle...


"Soraya'yı Taşlamak", kadınlık, erkeklik...

-bir filmin esinledikleri-
Bir hikaye, daha ne kadar işlenebilir bir yüreğe… Nasıl işlenebilir acı, öfke, isyan ve çaresizlik. Nasıl kıvrandırır insanı; nasıl mahveder bu denli? Ve lanet okutur kendine ve bütün dünyaya?