Ana içeriğe atla

RED Nisan 4: Newroz pîroz be!



Newroz geçti; bahar geliyor.

Mevsimler arasında, çağrışımı bahar kadar kuvvetlisi yoktur heralde. Hele de Kürdistan’da... Kürt coğrafyasında bahar, çok uzun yıllardır, sadece karların erimesini ve doğanın canlanmasını çağrıştırmaz çünkü. Çağrışımını kuvvetlendiren bir savaş vardır ortada. Bahar, güneşle birlikte savaşın da kızgınlaşacağını anımsatır herkese. Siyasetin sıkıştığı anlarda sohbetlere “Hele bir bahar gelsin!” cümlesi dahil olur. Bahar, umutla gelir; heyecanla gelir. Gürül gürül gelir bahar; kar sularıyla coşan nehirler gibi...

“Newroz Kürtler için neden bu denli önemli” sorusunun en önemli cevabı da işte buradadır! “Newroz neden en çok Kürtlerin bayramıdır?” sorusunun cevabı da bu sorudadır. Newroz, göbekli ve kravatlı kimselerin ateş üzerinde zıpladığı, yumurta tokuşturduğu, bindirilmiş kıt’aların rap rap yürüdüğü törenlerle, işte bu yüzden kutlanmaz.

Bu seneki Newroz’a gelelim.

Newroz, oldum olalı bir “irade beyanı”ydı. Ama bu seneki kadar “irade beyanı”yla birleştiği oldu mu, bilmiyorum. Benim naçizane ömrümde örneği yoktur.

Bu Newroz’la çok net anlaşılan bir şey varsa, o da şudur: Kürt halkının iradesi, zilyon kere denense dahi, tutuklamalarla, katliamlarla, şununla, bununla... Kırılamaz! Kürt halkının uzun yıllardır ödediği bedellerle bir noktaya ulaştırdığı taleplerini karşılamaksızın bu mücadeleyle başa çıkmanın yolu yoktur. Başbakan’ın Newroz ertesinde “Silahlı kanatla mücadele, siyasi uzantılarıyla müzakere” tavrını öne çıkarması da bunun sonucu olabilir.

Newroz’un yasaklanması, mevcut irade beyanının daha kuvvetli biçimde gösterilmesine de olanak sağladı. Tutuklamalardan sonra zayıflaması ve yasaklama tehditleriyle, korkutmalarla sindirilmesi beklenen halk iradesi, Newroz’da tekrar arz-ı endâm etti. Bu durum “medya aygıtı”yla Türk halkı nezdinde manipüle edilebilir belki; ama Kürt halkı, tabloyu çok net görüyor. Newroz, Kürt halkının “öz-irade”sini kuvvetlendirdi; hem de Kürt hareketinin herhangi bir hamlesiyle yapılamayacak kadar! Devlet bu Newroz’daki yasaklarıyla, kazdığı çukura düşmüş oldu.

-Ki zaten, hiçbir Newroz yoktur ki, egemenler kazansın! Hiçbir Newroz yoktur ki, halk iradesi görkemli biçimde göstermesin kendini!

Bu Newroz da, ne devletin koyduğu yasağın, ne başka şeyin... Halk iradesinin vurduğu damgayla hatırlanacak. Ve o damga, eğer doğru bir müdahaleyle birleşebilirse, bu ülkenin umut kapısı olacak!

Newroz pîroz be!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Perinçek bülbül gibi!

Bugün İşçi Partisi Genel Başkanı sıfatıyla siyaset yapan Doğu Perinçek'in devletle kirli ilişkileri, artık ne giz, ne de şaşırtıcı. Mütemadiyen ortaya çıkan belgeler, kimi zaman "ortakları" tarafından geliştirilen ifşa kampanyaları, Perinçek'in ne olduğunu ve ne olmadığını yeterince gözler önüne seriyor. Fakat siyaset sahnesinde -kuşkusuz birilerinin koltuk çıkmasıyla- sürekli görünür ve "mide bulandırır" olan bu karşı-devrimci, halk düşmanı zât hakkındaki bilgilerin yeri geldikçe güncellenmesi, halen bir gereklilik.

Ben Behzat... Behzat Firik...

Behzat’a ve 29 yıl sonra onun kara gözlerini yeniden kuşananlara…
"Kimsin?”  “Behzat… Behzat Firik.” 
Yüz hatları gerilmeye başladı yaşlı adamın. Eskiden, çok eskiden kalmış güçlü bir hatıraydı bu isim. Yıllardır duymuyor, hatta hatırlamıyordu. Ama o, aynı güçle tutunmuştu beyninde. Bazı hatıralar, unutuldukları sanıldığında dahi, gitmezler bir yere. Pusudaki düşman ne denli tehlikeliyse, o denli tehlikelidir onlar da. İşaret beklerler, küçücük bir işaret. Ve işaretle birlikte, nerden geldiği belirsiz bir kurşun gibi, gelir otururlar zihninizin baş köşesine. Ondan gayrı gerçek yoktur artık.

Kırımdan geriye kalan: Antep'in sahipsiz konakları

“Papirüs Kafe” yazılı güzel mi güzel bir kapıdan girilir içeri. Kışın mahzeni ve odalarında soba başında, yazın geniş avlusunda asma gölgesinde çay, zahter, kahve içilir. Kara taşlarla kaplı, büyük bir konaktır. Belediye, “Tarihi Antepevi” der; bahçesinde çay içen birini çevirseniz “Kafe işte” diye kestirip atar; işin aslı ise, Nazaretyan ailesinin geride bıraktığı Ermeni Konağı.