Ana içeriğe atla

Şimdi reklamlar...

Reklamlar, bugünü ve yarını anlamak açısından, önemli belgelerdir. Onlara bakarak yapılacak bir dolu çıkarsama bulunabilir.

İçinden geçtiğimiz çağda, insan bilincini, duygularını, isteklerini, büyük oranda şirketler yönetiyor. Hatta bunu meslek edinmiş ve bir de kartvizit bastırmış insanlar var! “Yaşam koçu”, “imaj maker”, “moda danışmanı” gibi binbir sıfatla geziniyorlar ilgili sektörlerde...
Reklamları takip ettiğinizde de işte, “ortama girdiğinizde” sizi ayrıcalıklı kılacak olanın ne olduğunu anlamış oluyorsunuz. Oradan sunulan imajlardan birini tercih edip, toplumsal karşılığınızı oradan gördükleriniz üzerinden kurguluyorsunuz.



Lafı uzatmadan sadede geleyim.

Turkcell’in yeni bir “hizmet”i var: TV Plus. Uygulamanın reklam fotoğrafı çok etkiledi beni. İşte fotoğraf şöyle:




Fotoğrafta görülen aile, evin “ortak alanı”nda, salonda bir arada oturuyor. Hatta aynı koltuğu paylaşıyorlar. Ama kıçlarını aynı koltuğa koymak dışında, ortaklaştıkları tek bir şey yok. Bir aradalar, ama yalnız başınalar. Evin annesi tablet bilgisayarından, babası akıllı telefonundan, çocuğu ise dizüstü bilgisayarından televizyon izliyor. Bu fotoğrafın üzerine bir kurgu döşersek, kuvvetle muhtemel ki, her biri izlediklerini sosyal medyada arkadaşlarıyla paylaşıyor. Facebook ve Twitter üzerinden muhabbetin dibine vuruyor!

Hepimiz biraz kendimizi görmüyor muyuz bu fotoğrafın bir yerlerinde?


İLGİLİ KİTAP ÖNERİSİ:


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Behzat... Behzat Firik...

Behzat’a ve 29 yıl sonra onun kara gözlerini yeniden kuşananlara…
"Kimsin?”  “Behzat… Behzat Firik.” 
Yüz hatları gerilmeye başladı yaşlı adamın. Eskiden, çok eskiden kalmış güçlü bir hatıraydı bu isim. Yıllardır duymuyor, hatta hatırlamıyordu. Ama o, aynı güçle tutunmuştu beyninde. Bazı hatıralar, unutuldukları sanıldığında dahi, gitmezler bir yere. Pusudaki düşman ne denli tehlikeliyse, o denli tehlikelidir onlar da. İşaret beklerler, küçücük bir işaret. Ve işaretle birlikte, nerden geldiği belirsiz bir kurşun gibi, gelir otururlar zihninizin baş köşesine. Ondan gayrı gerçek yoktur artık.

Kırımdan geriye kalan: Antep'in sahipsiz konakları

“Papirüs Kafe” yazılı güzel mi güzel bir kapıdan girilir içeri. Kışın mahzeni ve odalarında soba başında, yazın geniş avlusunda asma gölgesinde çay, zahter, kahve içilir. Kara taşlarla kaplı, büyük bir konaktır. Belediye, “Tarihi Antepevi” der; bahçesinde çay içen birini çevirseniz “Kafe işte” diye kestirip atar; işin aslı ise, Nazaretyan ailesinin geride bıraktığı Ermeni Konağı.

'Sara' belgeseli: Sakine Cansız kendini anlatıyor

Fransa'nın başkenti Paris, bundan üç yıl önce, 9 Ocak 2013'te yalnız Kürt'ün değil insanlığın tarihine notu düşülen bir katliama tanıklık etti. PKK'nin kurucularından Sakine Cansız ile PKK'nin öncü kadrolarından Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez, Kürdistan Enformasyon Bürosu'nda katledilmişti.