Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kaypakkaya: Neden yaşıyor, nasıl savaşıyor?

“2003 yılının yaz aylarında bir grup yolcu, Malatya'nın köylerinden arabayla geçerken, yol kenarında bulunan kayısılardan bir miktar almak isterler. Kendilerine yetecek kadar kayısı toplar ve tarla sahibi köylüye ücretini vermek isterler. Bu sırada yolculardan birisi köylüye:  “Amca, sen İbrahim Kaypakkaya diye birisini tanır mısın?” diye sorar.
Böyle bir soru karşısında afallayan, bir o kadar da kaygılanan köylü duraksar. Yolcu, sözüne devam eder: “Biz onun yoldaşlarıyız."
Bunu duyan köylünün yüzünde, içten içe duyduğu memnuniyetin ifadesi olarak bir tebessüm belirir ve sözünü sakınmaz:
'Koyun o paranızı cebinize! Ben Kaypakkaya'nın yoldaşlarından para almam!'” (Seçme Eserler'in önsözünden...)

Solun süreci, sürecin solu

Açık ki, hepimiz sürece “hazırlıksız” yakalandık. Hiç de beklemediğimiz bir anda, karşımıza çıkıverdi. Savaşın sonu elbet bir gün “sürece” varacaktı ya, son yıllarda yaşananlar, hiç değilse AKP iktidarıyla bu işin kotarılamayacağına dair derin bir inanç yaratmıştı. Fakat hayat böyle. Öyle anlar olur ki, “tarihsel fırsat”ın içinden geçtiğinizi, ancak her şey olup bittikten sonra anlayabilirsiniz.

Dışarıdan keskin görünen bu dönüşümün elbet kuvvetli bir zemini var. Ortadoğu'daki gelişmeler Kürt'ü dünya siyasal arenasının göbeğine yerleştirmeseydi, büyük ihtimalle süreç lafı etmiyor olacaktık. Fakat velhasıl, Ortadoğu jeopolitiğinde hava bir gün dönmek zorunda olduğu tarafa, Kürt'e dönebildi. Anı tarihsel kılan da bu.

Sürecin -aniden gelişinin de etkisiyle- en önemli yareni “kafa karışıklığı” oldu. Her taraftan herkesin aklına, bir an yahut her an, “Ne oluyoruz” sorusu düşüyor. Özellikle Öcalan'ın Newroz mesajından itibaren bu soru ve kafa karışıklığı -kimileyin su yüzüne ç…