Ana içeriğe atla

Perinçek bülbül gibi!


Bugün İşçi Partisi Genel Başkanı sıfatıyla siyaset yapan Doğu Perinçek'in devletle kirli ilişkileri, artık ne giz, ne de şaşırtıcı. Mütemadiyen ortaya çıkan belgeler, kimi zaman "ortakları" tarafından geliştirilen ifşa kampanyaları, Perinçek'in ne olduğunu ve ne olmadığını yeterince gözler önüne seriyor. Fakat siyaset sahnesinde -kuşkusuz birilerinin koltuk çıkmasıyla- sürekli görünür ve "mide bulandırır" olan bu karşı-devrimci, halk düşmanı zât hakkındaki bilgilerin yeri geldikçe güncellenmesi, halen bir gereklilik.


Yakın zaman önce, Doğu Perinçek'in lideri olduğu İşçi Partisi, Abdullah Öcalan'ın sorgu görüntüleri olduğunu iddia ettiği, montajlı videolar sürdü piyasaya. Esasen süreci hedefleyen bir planın parçası olarak ağdalanarak piyasaya sürülen bu videolarda yeni bir şey yoktu. Eskiydi; çünkü Öcalan'ın gerçekten söylediği sözler, zaten biliniyordu; söylemediği sözlerin montaj yoluyla "üretilmesi" ise bildik bir düşman meşgalesiydi. Kaldı ki, Öcalan'ın fikri önderliğini yaptığı hareketin gerek Türk devletinin, gerek emperyalizmin, gerekse de mevcut egemenlik ilişkilerinin ne derece dışında ve karşısında bir kanal açtığı, tartışılamayacak bir gerçek. Kürdistan'da gelişen kazanımlar, kimsenin gözünü kapatamayacağı bir noktaya geldi bugün. Anlatmak bile gereksiz. Öcalan'ın sorgusunda da bugünü yaratan mücadeleyi geliştiren örgütünün tek bir sırrını deşifre eden -sözgelimi mali kaynaklarına ya da kadro yapısına dair- tek cümle yok. Oysa Perinçek öyle mi!

1979 yılının Ocak ayında LE-YA Yayınları tarafından yayımlanan "İki lider, iki örnek: İbrahim Kaypakkaya ve Doğu Perinçek'in polis ifadeleri" adlı kitapta, Perinçek'in 14 Haziran 1972'deki "bülbül gibi öttüğü" sorgusu bulunuyor. Daha önce de gündeme gelen bu sorgu isim dolu! Perinçek, birlikte yürüdüğü bütün arkadaşlarını adeta ihbar ediyor! Sorgudan sonra aldığı hal ve ortaya çıkan yeni belgeler de, polisin Perinçek'e aslında neyi kabul ettirdiğini zaten ortaya koyuyor.

İşte Perinçek'in sorgusundan bir demet. Montaj, sahtecilik, belge üretme vs. olmadan, bizzat Perinçek'in ağzından! Ve buradakiler sadece küçük bir kesit; ama ifadenin geneline dair yeterli fikri verir.


Bu bölüm, kitabın önsözünden: 



Perinçek'in ifadelerinden:



***************

**********************


*****************


*********************

*********************

*********************

********************



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Behzat... Behzat Firik...

Behzat’a ve 29 yıl sonra onun kara gözlerini yeniden kuşananlara…
"Kimsin?”  “Behzat… Behzat Firik.” 
Yüz hatları gerilmeye başladı yaşlı adamın. Eskiden, çok eskiden kalmış güçlü bir hatıraydı bu isim. Yıllardır duymuyor, hatta hatırlamıyordu. Ama o, aynı güçle tutunmuştu beyninde. Bazı hatıralar, unutuldukları sanıldığında dahi, gitmezler bir yere. Pusudaki düşman ne denli tehlikeliyse, o denli tehlikelidir onlar da. İşaret beklerler, küçücük bir işaret. Ve işaretle birlikte, nerden geldiği belirsiz bir kurşun gibi, gelir otururlar zihninizin baş köşesine. Ondan gayrı gerçek yoktur artık.

Kırımdan geriye kalan: Antep'in sahipsiz konakları

“Papirüs Kafe” yazılı güzel mi güzel bir kapıdan girilir içeri. Kışın mahzeni ve odalarında soba başında, yazın geniş avlusunda asma gölgesinde çay, zahter, kahve içilir. Kara taşlarla kaplı, büyük bir konaktır. Belediye, “Tarihi Antepevi” der; bahçesinde çay içen birini çevirseniz “Kafe işte” diye kestirip atar; işin aslı ise, Nazaretyan ailesinin geride bıraktığı Ermeni Konağı.

'Sara' belgeseli: Sakine Cansız kendini anlatıyor

Fransa'nın başkenti Paris, bundan üç yıl önce, 9 Ocak 2013'te yalnız Kürt'ün değil insanlığın tarihine notu düşülen bir katliama tanıklık etti. PKK'nin kurucularından Sakine Cansız ile PKK'nin öncü kadrolarından Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez, Kürdistan Enformasyon Bürosu'nda katledilmişti.