Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

On'lar için: Bağlılık, günle buluşturmaktır

"Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Parlamentosu ve Hükümetine! (...) 1972'nin Türkiye'sinde tek bir yurtseverin, öncü savaşçısının oligarşinin ipiyle hayatına son verilmek istenirse, bu İngiliz ajanları da halkın devrimci öncülerinin, yani bizlerin kurşunlarıyla yok olacaklardır. Dünya halklarının baş düşmanı Anglo-Amerikan Emperyalizmi'nin askeri örgütü olan NATO'da görevli bu İngiliz ajanlarının hayatlarına karşılık şartlarımız açıktır: 1- İnfazlar derhal durdurulacak, 2- Hiçbir yurtsever ve devrimci asılmayacaktır. 3- En çok 48 saat içerisinde bu konuda Türkiye radyolarından infazların durdurulduğu hakkında yayın yapılması şarttır. (...)"

Kadın baharı... (Foto-Haber)

Bahar, kadındır en çok. Doğanın uyanışı, ağacın tomurcuklanması, dağların yeşile bezenmesi... Her biri kadına dair imgeler. Hal böyleyken, baharı coşkuyla, umutla karşılamanın adı olan Newroz'un kimliği de kadın oluyor elbet.
Yıllardan bu yana, özgürlük mücadelesine en çok sahiplik edenler oldu kadınlar. Kendine dönüşün, kadın kimliğini keşfetmenin ve özgürce var etmenin coşkusuyla sarıldılar harekete. İsyanın en çetrefil anlarında, en zorlu dönemeçlerde, bir kadın belirdi hep; kesk-sor-zer'e bezeli. Amed'in bir küçesinden, elinde bir taşla çıkıverdi ve yürüdü düşmanın üstüne. Kürt halkını diri tutan bu oldu biraz da. O kadının peşinde seğirttiler. Serhildan, o sevecen, naif ruhlarıyla kadınların "bile" ayağa kalkması demektir Kürdistan'da. Kadınların elleri bile taşa uzanmışsa artık, kimse durmaz yerinde. Emeğiyle hayatı var eden kadın, bir çağrısıyla da durdurabilir hayatı.

Antep Seçim Dosyası: Öze dönüş hamlesi!

Antep’in Karşıyaka’sı, varoşun çarşısı. Yoğunlukla Kürtlerin yaşadığı Hacıbaba’dan yoksullar, alışverişe buraya gelir. Karşıyaka’dan binlerce yıllık İpek Yolu’na çıkan kavşak ise “Yeşilova” adıyla anılır. Yeşilova’da bir duvar karşılar sizi. İnce, sarıya boyanmış bir duvar. Biraz detaylı incelerseniz, garipliğin hemen farkına varırsınız; zira duvarın ardında evler görünür. AKP’li Şehitkamil Belediyesi’nin marifetidir bu. Yoksulların derme-çatma evleri görünmesin diye... Kendi çapında bir ‘utanç duvarı’...

Eskiden TEKEL İçki Fabrikası’nın olduğu arazi üzerinde, şimdi devasa Zeugma Mozaik Müzesi var. Bir tepenin üzerindeki, yoksulluğuyla meşhur Çağlayan Mahallesi, müzenin üst yanındadır. Sokakları kesen yokuşu tırmanmaya başlarsanız, bir garipliği hemen fark edersiniz: Evlerin duvarları aynı renge boyanmıştır. Antep Büyükşehir Belediyesi’nin marifeti... Yoksulların kentin girişindeki evlerine makyaj... Bir sabah belediye işçileri, bütün evleri aynı renge boyadılar. Bir toplama kampı gibi…

Sessiz kalmak, suça ortak olmaktır

Pek az kişi bilir; zira ne yazık ki pek az kişinin gündemindedir bu konu: 18 Mart, Dünya Politik Tutsaklar Günü'dür. Dünyanın değişik merkezlerinde toplanan bir avuç insan, hapishanelerden yükselen çığlığı sokaklardan gelip geçene duyurmaya çalışır. İnsan Hakları Derneği'nin açıkladığı verilere göre, şu anda Türkiye ve Kuzey Kürdistan hapishanelerinde 145 bin 615 mahpus var. (Bu sayı, 2005 yılında 55.570) Ülkedeki hapishanelere her gün bir yenisi daha ekleniyor. Sadece AKP döneminde, memlekete tam 68 yeni hapishane 'kazandırıldı!'

'Çözüm süreci savaş ittifaklarını dağıttı'

Kongra-Gel Eşbaşkanı Remzi Kartal'la Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Süreci'nin bir yılını, sürecin muhataplarının tutumları, Rojava Devrimi, yaklaşan yerel seçimler ve ulusal birlik çalışmaları bağlamlarında konuştuk. Newroz Deklarasyonu'nun ve ardından gelişen sürecin Türkiye ve Kürdistan'da siyasal dengeleri sarstığını vurgulayan Kartal, "Başlayan süreç, savaş eksenli gelişen ittifakların dağılmasına neden oldu" dedi.