Ana içeriğe atla

HABER: Ferzad Kemanger'de Kürtçe eğitimin tohumları atıldı


Amed’deki Ferzad Kemanger İlkokulu, bir buçuk aydır Kürtçe eğitim veriyor. Okulun kapısına Türk devleti defalarca mühür vurmuş; ancak halk her seferinde mührü sökmüştü. Direniş sonuç verdi; 105 birinci sınıf öğrencisi, bütün derslerde Kürtçe eğitime başladı.


Amed’deki Ferzad Kemanger İlkokulu, eğitim öğretim yıldönümünün başlangıcında çıkarılan yasal engellere rağmen eğitime başlamış; fakat altı yaşındaki onlarca çocuk okuldayken polis saldırısına maruz kalmıştı. Polis saldırısı sonrasında ise Amed halkı okulu sahiplenmiş ve defalarca kez mühürlenen okul halk tarafından her seferinde yeniden açılmıştı. Sürece ilişkin gazetemize konuşan öğretmenlerden Jülide Karademir durumu, “Her şey halkın refleksine bağlı. Halk sahiplenirse Kürtçe eğitim devam eder; sahiplenmezse devam etmez” sözleriyle özetlemişti.

Halk sahiplendi, eğitim başladı
Halk sahiplendi; Ferzad Kemanger’de Kürtçe eğitim devam etti. Şu günlerde okuldaki beş derslikte 105 birinci sınıf öğrencisi, bütün müfredatı Kürtçe eğitim alıyor. Statüsüyle ve hukuki geleceğiyle ilgili ciddi belirsizlikler olsa da, okul şu anda “Ferzad Kemanger Özel İlkokulu” adıyla resmileşmiş bulunuyor. Yani okulda Kürtçe eğitim alan öğrenciler, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullara da devam etmiyor.

Türkçe yabancı dil
İlkokul’da şu anda, haftanın beş günü altı derste eğitim veriliyor. Bu dersler ise şunlar: Jiyan û Hawirdor (Hayat ve Çevre), Bîrtarî (Matematik), Muzîk, Wêne (Resim), Werdîş (Spor). Türkçe ise dördüncü sınıftan itibaren İngilizce’yle birlikte yabancı dil olarak öğretilecek.

Her şey ücretsiz
Ferzad Kemanger İlkokulu, özel okul statüsünde olmasına rağmen öğrencilerinden herhangi bir ücret talep etmiyor. Aksine, ihtiyacı olan öğrencilerin servisi okul tarafından karşılanıyor ve bütün öğrencilere okulda, sağlıklı ve temiz öğle yemeği sunuluyor. Öğrencilerin okul kıyafetleri de yine ücretsiz temin ediliyor. Okulun giderleri içinse Milli Eğitim Bakanlığı‘ndan ödenek gelmiyor; giderler, okulu destekleyen kurum ve kişilerce karşılanıyor.

‘Bakanlık da kabul etti’
Gazetemize konuşan Ferzad Kemanger İlkokulu Koordinatörü Mehmet Esen, okulun mühürlenmesi ardından gelişen süreci şu sözlerle özetledi: “Mühürü söktükten sonra Valilik’e başvurduk. Milli Eğitim müfettişleri geldiler, okulu denetleyip, eksiklere baktılar. 2 hafta sonra, biz eğitimi sürdürürken haber geldi. Bazı eksiklerimizi belirttiler, ama kapatacaklarını söylemediler. Biz de eksiklikleri giderdik. Ardından Bakanlık’tan da kabul edildi.”
Resmiyet konusunda halen belirsizlikler olduğunu kaydeden Esen, “Ancak eğitim her türlü, bir şekilde devam edecek. Asla geri adım atılmayacak” diye belirtti.

‘Başlangıç ve yayılacak’
Eğitimin başlangıcında, Kuzey Kürdistan’da ilk defa böyle bir okul açıldığı için eksikler ve sorunlar yaşandığını, ancak şimdi bunların aşıldığını aktaran Esen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kitaplarımız, masalarımız, sıralarımız, öğretmenlerimiz, her şeyimiz tamamdır. Seviniyoruz, aynı zamanda da gurur duyuyoruz. Yıllardır her konuda sömürü altındayız. Şimdi anadilimizde, halkımızla birlikte bir okul açtık. Bu bir başlangıç ve yayılacak.”

‘Herhangi bir karar beklemedik’
Okulun öğretmenlerinden Nebi Kılıç ise mühürün son sökülüşünü şu sözlerle anlattı: “Mühürü hiç beklemedik. En son Cuma günü vurulmuştu; Pazartesi tekrar halk iradesiyle, herhangi bir karar beklenmeden söküldü. Aradan bir hafta geçti, Valilik’e tekrar başvuruda bulunduk. Öğretmenlerimizin diploma ve formasyon bilgilerini verdik. Ardından da özel okul statüsüyle Ferzad Kemanger İlkokulu’na izin verildi.”


‘Ne olacağının garantisi yok’
Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladıkları Kürtçe kitaplara bandrol verdiğini ancak kitapların henüz Talim Terbiye Kurulu’ndan onay almadığını aktaran Kılıç, okulun statüsüyle ilgili ise şunları kaydetti: “Şimdilik karışılmıyor ama yarın ne olacağının garantisi yok. Okulların tam bir statüye kavuşması ve bu tarzda kurumların çoğalması gerekiyor. Bizim de Kürtçe eğitime dair materyal eksiğimizi bir an önce kapatmamız, çocukların ilgisini çekecek materyaller üretmemiz gerekiyor.”

‘Öğrencilerimiz çok mutlu’
Ailelerin “Ne olursa olsun çocuklarımız buraya gelecek” dediğini ve kararlı olduğunu da aktaran Nebi Hoca, okuldaki eğitim sürecine ilişkin şunları söyledi: “Biz devlet okullarından farklı olarak öğrencilerin ihtiyacı eksenli eğitim veriyoruz. Ayrıca aileleri de okulun yönetimine katıyoruz; meclisler kuruyoruz. Periyodik toplantılar yapıyor, kararlar alıyoruz. Öğrencilerle ilişkimiz de arkadaşçadır. Okula geldiklerinde çok mutlu oluyorlar. Hafta sonu, iki günlük tatilin bir an önce bitmesini istiyorlar.”




‘Dedelerimizin hayaline sahip çıkalım’

Çocukları Ferzad Kemanger İlkokulu’na devam eden Bilge Koyun ve Lezgin Alıcı, gazetemize duygularını anlattı.
Ronî Bahoz Koyun’un annesi Bilge Koyun, diğer iki çocuğunun Türk okullarına devam ettiğini aktararak, “Okullardaki müfredat zaten hiç iyi bir müfredat değil. Saptırmalarla eğitim veriyor. Ben çocuğumun kendi dilinde, tarihini öğrenerek, kendi felsefi ve ahlaki değerleriyle eğitim almasını istiyorum” dedi.

Her sabah ‘rojbaş zarokno’
Çocuğunun Kürtçe öğrenmesinden büyük mutluluk duyduğunu belirten Koyun, “Şimdi çok güzel bir Kürtçe’yle konuşuyor, bazı kelimeleri bana da öğretmeye çalışıyor. Çocuğumun her sabah öğretmenlerinden “Rojbaş zarokno”yu duymasına çok seviniyorum” diye kaydetti.
Öğretmenlerin çocuklara yaklaşımının devlet okullarındakinden çok farklı olduğunu da vurgulayan anne Koyun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öğretmenler, işe çocukları tanımakla başladılar. Her şeyden önce psikolojilerini anlamaya çalıştılar. Biliyorsunuz, buradaki çocukalr çok da iyi bir psikolojiyle yetişmiyor. Diğer okullarda onları anlamaya çalışmıyorlar. Direk kağıdı ellerine verip çizgi çizdiriyorlar. Buradaysa böyle değil. Önce iletişim kurmaya, bağ kurmaya çalıştılar. Daha iyi, sevecen, insancıl yaklaştılar. En başta da müzikle onları kazanmaya çalıştılar. Büyük sabır gösteriyorlar. Birçok çocuk Kürtçe bilmiyor, öğretiyorlar.”

‘Kapatırlarsa direneceğiz’
“İnşallah Ferzad Kemanger’le kalmaz, Kürdistan’ın her yerinde bu okullar açılır” diyen Bilge Koyun, okulun tekrar kapatılma tehlikesiyle karşılaşması durumunda gösterecekleri tavrı ise şu sözlerle özetledi: “Daha önceki kapatılma olayını birlikte yaşadık. Okulumuz yaklaşık bir hafta eğitim veremedi. Oğlum televizyonda okulunu görünce, ‘Benim okulumu neden kapatıyorlar? Polisler niye böyle yapıyor? Ben okulumu çok seviyorum’ diyordu. Şimdi tekrar kapatılması da söz konusu, bu ihtimal var. Ama direneceğiz. Nasıl o zaman direndiysek, aynı şekilde direneceğiz. Kendi dilimizde eğitim almak hakkımızdır.”

‘Sarya’nın dedesi gidip ağlıyor’
Ferzad Kemanger’in öğrencilerinden Sarya Amara Alıcı’nın babası Lezgin Alıcı ise, Kürtçe eğitimden dolayı çok mutlu olduklarını belirterek şunları söyledi: “Bu ilkokul, bu kadar yıl gösterilmiş kararlı duruşun en güzel şekillerinden biriydi. Dedelerimizin, babalarımızın, bizim hayalimizdi. Bir hayal gerçekleşti. Sarya’nın dedesi şimdi gidiyor, okula bakıyor, gözleri doluyor, ağlıyor. Hakikaten heyecan verici. Çocuğum da, biz de çok heyecanlıyız.”

‘Na bawo, pol, pol!’
Devlet okullarıyla Ferzad Kemanger arasında çok büyük yaklaşım farkı olduğunun da altını çizen Alıcı, şunları anlattı: “Diğer oğlum Çekdar devlet okuluna gidiyor. Okula başlayana kadar Türkçe bilmiyordu; okula gitti, şimdi Kürtçe bilmiyor. Sarya da şimdi Türkçe bilmiyor ve kendi anadiliyle okuyor. Bize de öğretiyor. Mesela, ‘sınıf’ diyoruz; o bize, ‘Na bawo, pol pol’ diyor. Öğretmenlerin yaklaşımı da çok farklıdır. Mesela geçenlerde yanlışlıkla arkadaşının silgisini almıştı. Ben dedim, götür mamosteye ver, özür dile. Götürmüş vermiş ama mamoste demiş, ‘Git arkadaşına ver, özür dile.’ Yani böyle yaklaşıyorlar, her şeyi öğretiyorlar. Bir resmiyet yok, ilişkiler sıcak.”

‘Her türlü arkasındayız’
Okulun halen tam bir statüye kavuşmamasından endişe duyduklarını da belirten Alıcı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Okulun her türlü arkasındayız. Yediğimiz gazlarla da bunu zaten kanıtladık. Bu bizim dedelerimizin hayaliydi, gerçek oldu, can buldu. Buna sahip çıkmak gerekiyor. Eğer bunun nasıl bir aşamadan gelip de buraya ulaştığının canlı tanıklarıysak, bir şekilde savunacağız. En doğal hakkımızı, hiç doğal olmayan yöntemlerle aldık. Gördük ki, güçlü bir katılım olduğu zaman sistemin tavrı da değişecektir. Okul mühürlendiğinde de kitle kalabalıklaşır sahiplenince sistemin tavrı değişti.”

Yeni Özgür Politika, 18.11.2014

Konuyla ilgili yazı: Ferzad Öğretmen'in kalbinin rüzgarı



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Behzat... Behzat Firik...

Behzat’a ve 29 yıl sonra onun kara gözlerini yeniden kuşananlara…
"Kimsin?”  “Behzat… Behzat Firik.” 
Yüz hatları gerilmeye başladı yaşlı adamın. Eskiden, çok eskiden kalmış güçlü bir hatıraydı bu isim. Yıllardır duymuyor, hatta hatırlamıyordu. Ama o, aynı güçle tutunmuştu beyninde. Bazı hatıralar, unutuldukları sanıldığında dahi, gitmezler bir yere. Pusudaki düşman ne denli tehlikeliyse, o denli tehlikelidir onlar da. İşaret beklerler, küçücük bir işaret. Ve işaretle birlikte, nerden geldiği belirsiz bir kurşun gibi, gelir otururlar zihninizin baş köşesine. Ondan gayrı gerçek yoktur artık.

Kırımdan geriye kalan: Antep'in sahipsiz konakları

“Papirüs Kafe” yazılı güzel mi güzel bir kapıdan girilir içeri. Kışın mahzeni ve odalarında soba başında, yazın geniş avlusunda asma gölgesinde çay, zahter, kahve içilir. Kara taşlarla kaplı, büyük bir konaktır. Belediye, “Tarihi Antepevi” der; bahçesinde çay içen birini çevirseniz “Kafe işte” diye kestirip atar; işin aslı ise, Nazaretyan ailesinin geride bıraktığı Ermeni Konağı.

'Sara' belgeseli: Sakine Cansız kendini anlatıyor

Fransa'nın başkenti Paris, bundan üç yıl önce, 9 Ocak 2013'te yalnız Kürt'ün değil insanlığın tarihine notu düşülen bir katliama tanıklık etti. PKK'nin kurucularından Sakine Cansız ile PKK'nin öncü kadrolarından Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez, Kürdistan Enformasyon Bürosu'nda katledilmişti.