Ana içeriğe atla

Kırımdan geriye kalan: Antep'in sahipsiz konakları

Papirüs, Maride, Saklı Konak, Antikos, Hayal Kahvesi... Bu ucube isimler, Nazaretyan, Sahakyan, Barsumiyan veya bir başka Ermeni ailesinin konaklarına bugün uygun görülen kafe isimleri!
“Papirüs Kafe” yazılı güzel mi güzel bir kapıdan girilir içeri. Kışın mahzeni ve odalarında soba başında, yazın geniş avlusunda asma gölgesinde çay, zahter, kahve içilir. Kara taşlarla kaplı, büyük bir konaktır. Belediye, “Tarihi Antepevi” der; bahçesinde çay içen birini çevirseniz “Kafe işte” diye kestirip atar; işin aslı ise, Nazaretyan ailesinin geride bıraktığı Ermeni Konağı.


Hemen üst çaprazında “Hayal Kahvesi” gibi ucube bir adı olan başka bir kafe, az aşağısında Tichos adında bir başkası… Yan sokakta Konukoğlu Vakfı, ötede restoran, daha ötede otel… Hatta değişik dükkanlar: Bakkaldan züccaciyeye, zerzevatçıya kadar onlarcası... Hepsi Ermeni konağı.

Surp Asdvadzadzin Katedrali 

Surp Asdvadzadzin Katedrali'nin dünü, bugünü...
Mahallenin öte yanındaki ihtişamlı binanın duvarlarında ise hikayelerin en utanç vericilerinden biri saklı. Burası aslında Surp Asdvadzadzin (Meryem Ana) Ermeni Katedrali. Hiç kuşku yok: Kentin en güzel yapılarından biri. 1100 metrekarelik alan üzerinde kara-beyaz taşlarla inşa edilmiş yapı, kentte pıtrak gibi çoğalan hiçbir camide bulunmayan bir ihtimamın izlerini, çektiği bütün ızdıraba rağmen halen taşıyor. Öyle bir ihtimam ki bu, Ermeni Meselesi Ansiklopedisi’ne göre, ünlü mimar Sarkis Balyan ve taş ustası Sarkis Taşçiyan tarafından inşa edilmesi ardından çanı, Brezilya’da yaşayan Ermeni Hrant Köşkeryan’a özel olarak döktürülüyor ve 3 ton civarında!

Surp Asvadzadzin Katedrali, Ermenilerin kentten sürülmesi ardından bir süre boş kalıyor; hemen ardından cezaevine dönüştürülüyor ve uzun süre mahkumların gün çentikleriyle doluyor duvarları. 12 Eylül Darbesi’ni “içeride” geçirmiş herhangi bir Antepliden tarihi katedraldeki işkenceleri dinlemek hala mümkün. 1981 yılında ise cezaevi boşaltılıyor. ‘84’te tamirata alınan katedral, 88’de yeni adıyla tekrar “ibadete açılıyor”: Kurtuluş Camii.

Ermeni Meselesi Ansiklopedisi’ne göre Antep’te o dönemde 25 Ermeni eğitim kurumu bulunuyor; Surp Asvadzadzin’in yüz metre çevresinde ise çok sayıda başka küçük kilise…

8 avukattan 6'sı Ermeni

Antepli yazar Ayfer Tuzcu Ünsal’ın 1914 yılında Fransızca olarak basılan Annuarie Oriental’den geçtiğimiz günlerde aktardığı kentin ticari hayatına dair bilgiler de ilgi çekici.*

Buna göre 1914’te Antep’te toplam 8 avukat bulunuyor ve bunların yalnızca ikisi Müslüman. Müslüman avukatlar Muhammed Ağazade Ömer Şevki ve Körükçüzade Ahmet; Ermeni avukatlar ise Kirkor Deragopyan, A. Karamanukyan, Artin Kürkçiyan, Kirkor Nizipliyan, Dafi Zade Mazlum, Ohannes Topalyan.

Kentteki Osmanlı Bankası’nın müdürü Leon Daher, denetçisi Leon Kevorkyan, veznedarı ise Yervant Stefanyan.

Kentteki banker ve sarraflar, B. Aşçıyan, Jorji Aşçıyan, K. Barsumiyan, O. Börekçiyan, K. Gazaryan, S. Sahakyan, Hovsep Sahakyan ve Toros Sahakyan.

Araba lastiği satıcıları, Adjouri ile Sarkis B. Nazaryan.

Antep işi nakış ihracatçıları, Ovaguim Bakkalyan, Artin Şonorkonyan, G. Karamanukyan, Sarkis Kiraciyan, Madame Shepard, Movses Timurciyan.

Yün kuşak imalatçıları, Garabed Apanyan, Kevork Arslanyan, A. Bazarbaşiyan, Tatul Küpeliyan, Ohannes Primyan, N. Sülahyan.

Kazancı ve bakırcılar, A. Arslanyan, Movses Demirciyan, M. Kalemkerian, A. Kınaciyan.

Sarı balmumu ihracatçıları, Gözükyan Kardeşler, Mahmut Büdeyri, Arun ve Garabed Nazaretyan.

Simsar ve komisyoncular, Garabed Arusyan, Mahmud Büdeyri, Selim Bico, Ohannes Biciyan, Sahak Biciyan, Naum Dako, Mikael Farrayet, Kevork Horomyan, A. Hugaz, Garabet Kalusdiyan, Mihran Kavukciyan, Serope Keşişyan, Ohan Haçıkhaçlıyan, Habib Kürkciyan, E. Mazlum, A. Dayızade, G. H. Megarbane, Carlos Obegi, Ohannes Piranyan, Vahe Tarpanyan, Kosmos Çöpçiyan, D. Çöpçiyan.

Kunduracılar, Movses Arslanyan, Hacı Boşgezenyan, K. Girboyan, H. Kaparikyan, Nerses Nalbantyan, Artin Persigyan, Avedis Sermerciyan, Kevork Suvaciyan.

36 bin Ermeni'nin evleri

Antep'te, 1914 yılında, adını andığımız bu zanaatkar ve tüccarlarla birlikte Antep'teki Ermenilerin toplam nüfusunun 36 bin kadar olduğu aktarılıyor. Bahsi edilen dönemde kentin toplam nüfusunun 80 bin olduğu düşünülürse, Ermenilerin kentteki etkisi ve etkinliği daha iyi anlaşılır. Ermeniler, Antep'teki bütün önemli zanaat ve ticaret alanlarında hakim durumdadır; bugün kentle özdeşleşmiş, "Antep'in meşhuru" olarak anılan tekstilden gastronomiye birçok alandaki birikimin de asıl sahibi Ermenilerdir.

İşte bu Ermeniler, artlarında bir de konaklarını bıraktılar. Bugün önemli kısmı yıkılmış durumda; yıkılmayanları, ya bir biçimde üstüne konmuş Türkler veya Kürtler tarafından ev olarak kullanılıyor ya da kafe, otel gibi bir ticarethaneye dönüştürülmüş. Evler, restore eden belediye ve resmi tarih yazıcıları tarafından "Tarihi Antep Evleri" olarak tanımlanıyor; karakteristik özellikleri, Antep'in kültürüyle bağdaştırılmaya çalışılıyor. Oysa taşlarından mimari yapısına, avlusundan verandasına, pencere pervazlarından kapılarına kadar bu evler, Hristiyan Ermeni kültürünün nadide örnekleri.

Olur da yolunuz Antep'e düşer, mutlaka uğrayın şimdilerde Bey Mahallesi, Tepebaşı ve Eblehan olarak anılan, çoğunluğu yıkılsa da halen Ermeni ihtimamımın izlerini taşıyan o mahalleye. Bir köşe başına Bey Mahallesi'nin en önemli özelliğinin "Atatürk'ün nüfusa kayıtlı olduğu yer" olduğu yazacak, kulak asmayın. Her bir taşta, hatta "Türk Ocağı" adıyla kullanılan işgal edilmiş konakta dahi, Ermeni halkının çektiği acıların izini sürün. Şimdi kafeye dönmüş avlunun ortasında durup, sağ yanınızdaki kapıdan bir kucağında çocuğuyla bir ananın çıktığını, saçağın altında soğan kebabı, türlü türlü meze ve ev yapımı rakıyla bezenmiş bir sofra kurulduğunu, az ilerdeki Surp Asdvadzadzin Katedrali'nden çan seslerinin duyulduğunu hayal edin. Sonra o hayalden kendinizi hiç kurtarmasanız da olur; nasılsa şimdinin yozlaşmış, özünden yalnız yemekler kalmış, cihatçıların mekanına dönüştürülmüş Antep'inde keyif alacağınız pek bir şey yok.

Nazaretyan Konağı'nın bugün kafeye dönüştürülmüş geniş avlusu.

Evlerin mimari özellikleri

Antep'in Ermeni konaklarının bazıları başka kentlerdeki benzerlerinde de olan karakteristik özellikleri var:

* Evlerin dış duvarları, mümkün olduğunca yüksek tutulmuş ve hemen yandaki evden ortak duvar maharetiyle de değil, kendi duvarıyla ayrılmış. Hem yükseklik hem de "ayrı duvar", mahremiyetin boyutunu göstermesi açısından önemli.

* Antep'teki Ermeni konaklarının yapımında bölgenin meşhur Ermeni taş ustaları çalışmış. Kentteki Ermenilerin zenginliği, ihtimamı daha da arttırmış. En çok kullanılan malzeme ise havara taşı, topak taşı, minare kayası, bazalt, beyaz mermer ve kırmızı mermer.

* Evlerin geniş bir avlusu olur ve bu avlulara "hayat" denir. Uzun geçen ılıman ya da sıcak mevsimde "hayat", hayatın önemli kısmının geçtiği alandır. Burası, evin de çiçekleri, asmaları, süslemeleriyle en çok özenilmiş bölümüdür.

* Evlerin altında erzak, şarap, rakı saklanan, kiler olarak kullanılan bir geniş bir bölüm bulunur. Genelde iki katlı olan evlerin üst katına ise avludan merdivenle çıkılır.

* Evlerin dışarıya bakan pencereleri ile kapıları, özellikle süslenir. Bu süsler, ev sahibinin zenginliğini ve ihtimamını yansıtır.

* Bazı evlerde, Nazaretyan Konağı'nda olduğu gibi, bir oda kilise olarak kullanılır.

NOTLAR:

* 1914'te Antep'te ikisi Müslüman sekiz avukat vardı, Ayfer Tuzcu Ünsal (http://www.gaziantephaberler.com/ayfer-tuzcu-unsal@1914de-antepde-ikisi-musluman-sekiz-avukat-vardi-yazisi-8879.html)
** 1996'da Yerevan'da basıldığı belirtilen Ermeni Meselesi Ansiklopedisi'nden aktaran kendini "Ermeni internet gazetesi" olarak tanımlayan Faktör 301 sitesi.
*** Ermeni Antep'in Tarihçesi I-II, Kevork Sarafyan (Aktaran Faktör 301)
**** "Acı acı güldüm"lük vaziyet: Türk Ocağı olarak kullanılan Ermeni Konağı'nda şimdilerde "Sözde Ermeni Soykırımı Yalanları" gibi başlıklarla etkinlikler düzenleniyor. Ocak, Antep'teki Kürt düşmanı tahkimatın da önemli mevzilerinden biri.

Yeni Özgür Politika, 15 Ocak 2016

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Behzat... Behzat Firik...

Behzat’a ve 29 yıl sonra onun kara gözlerini yeniden kuşananlara…
"Kimsin?”  “Behzat… Behzat Firik.” 
Yüz hatları gerilmeye başladı yaşlı adamın. Eskiden, çok eskiden kalmış güçlü bir hatıraydı bu isim. Yıllardır duymuyor, hatta hatırlamıyordu. Ama o, aynı güçle tutunmuştu beyninde. Bazı hatıralar, unutuldukları sanıldığında dahi, gitmezler bir yere. Pusudaki düşman ne denli tehlikeliyse, o denli tehlikelidir onlar da. İşaret beklerler, küçücük bir işaret. Ve işaretle birlikte, nerden geldiği belirsiz bir kurşun gibi, gelir otururlar zihninizin baş köşesine. Ondan gayrı gerçek yoktur artık.

'Sara' belgeseli: Sakine Cansız kendini anlatıyor

Fransa'nın başkenti Paris, bundan üç yıl önce, 9 Ocak 2013'te yalnız Kürt'ün değil insanlığın tarihine notu düşülen bir katliama tanıklık etti. PKK'nin kurucularından Sakine Cansız ile PKK'nin öncü kadrolarından Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez, Kürdistan Enformasyon Bürosu'nda katledilmişti.